yorgun geçen bi kaç günün ardından yeniden nefes alabiliyor olmayı hissetmek kadar güzel bir şey olmaz die düşünüyorum şu anda... tabi aldığın bu nefeste kocaman...
eh tatlıların tatlısı mleğim... bi sen kaldın artık bana arada bi uğrayıp bişiler karalayan... oldu dimi baya... elim bi türlü buluşamadı klavyenin tuşlarıyla... kelimeler cümleleşemedi...
Zor anlar geçiriyorum… krize girmiş bi uyuşturucu bağımlısı gibiyim… çatacak yer aramaktan çok; kaçacak, saklanacak yer arıyorum… masanın altına girsem yeterince saklanmış olur muyum acaba…...
uzun zaman oldu ayrı kaldım sizlerden... artık toparlanıp birşeyler yazmam gerektiğinin farkına vardım bugün... yeni satırlarda yeniden hayat bulmalı kelimelerim dedim... yeniden eskisi gibi...
geçtiğimiz hafta sonu İstanbuldaydım... uzun bi tren yolculuğundan sonra hiçde yorgunluk hissetmeden çıkmıştım Haydarpaşa Garından...çok sevdiğim arkadaşlarımla birlikte olacak olmamın verdiği mutlulukla... henüz ikinci gelişimdi...
avcumun içinden tek tek bıraktım kelebeklerimi... özgürlüklerine mi bıraktım yoksa tutsaklıklarına mı bilemedim... yalnız hissediyorum artık kendimi... boğazımda düğümlenen bi cümle... bi çıksa çok şeyi...
Bir parçam kaldı çoook uzaklarda… izin verdim gitti özgürlüğüne… istediğini yaptım… eskiden olduğu gibi özgürlüğüne gönderdim onu… Esikisi gibiyim yine yalnız ve kırık hatıraların arasında…...
Yitik bi rüzgar aldı beni… götürdü çok uzaklara attı… yalnızlığım bile yoktu yanımda… göz yaşım, umudum, gülümseyişim… En çokta sevdiklerimden uzakta kaldığıma üzüldüm… ama...
Öncelikle sizleri gerçekten bir arkadaş gibi benimsediğimi belirtmek istiyorum… şu net aleminden sayılı özel insanlardansınız hepiniz… Şimdi neden böyle bi başlık açtım… şöyle belirteyim; Kısa bi...
Şşşşş… sessizlik… biraz sessizlik lütfen… Biliyorum, biliyorum çok dolusunuz bana karşı… bir an önce içinizdeki zehri akıtmak istiyorsunuz biliyorum… ama bu acınızı anlayabilmem için hepinizi...
hayalet gibisin… ne gelişin belli ne de gidişin… sessiz sakin kış akşamları gibisin… sessiz, sakin ve bomboş sokaklar gibi… kar üzerinde attığım adımların sesi gibisin,...
İlk not: bu yazıyı bi slayttan anldım... çok beğendiğim içinde paylaşmak istedim... slaytın sahibine ulaşamdığım için özür diliyorum... Birkaç kadındık… Birkaç “çalışan” ve “güçlü” kadındık… “Güçlü”...
Ameliyathanenin soğuk bekleme salonundayım. Ekranda senin adın, yanında “ameliyata hazırlanıyor” yazıyordu. “kader arkadaşlarım” gibi klişe bir laf...
Şehrimden uzakta, sevdiğim o şirin kıyı kasabasındayım. Dalgaların ıslığıma eşlik ettiği gecede geldin aklıma. Taa uzaktaki deniz fenerinde gördüm seni. O an soğuğa aldırmadan yüzmek...
Bir zamanlar nasılda sadeydi sevgim... Kimse kıramazdı kalbimi... Kimse üzemezdi beni... Kimse... Zaman geçti kırılmayı öğrendim. Bin bir parçaya bölündü yüreciğim... Hayallerim ve dünyam kırık ayna parçalarından yansıyan...